Sporcu Gıda Takviyeleri Kullanmalı mı?

Sporcu gıda takviyeleri, sporcuların en çok kafasını karıştıran ve sorulara neden olan konuların başında geliyor. Biz de konunun hem yanında hem karşısında olan görüşleri ve bilimsel çalışmaları sizin için derledik.

Sporcu gıda takviyeleri kullanmanın gerekli olmadığını savunan bilim adamları ve doktorlar, beslenmenin en iyi şekilde doğal gıdalarla olması gerektiğini belirtiyorlar.
Ancak bunu nasıl yapabileceğimizle ilgili soruya cevap veremiyorlar. Tüm görüşleri incelediğimizde ise gıda takviyelerinin yanında olan görüşe sahip bilim adamlarının görüşleri daha akla yatkın geliyor.
Bu iki zıt görüşü size aktaracak ve seçimi size bırakacağız.

Konuyu daha yi anlamamız için aşağıda bazı incelemeler ortaya konmuştur.

Televizyonda bilgi veren iki doktorun görüşleri şu şekildeydi. (CNN Türk 5N1K Programı Aralık 2007)

1. Margarinden uzak durun. Ayçiçek yağı ve mısır özü yağlarından da uzak durun. Margarin ve yağı katılaştırmak için özel katkı maddeleri içeren bu tip yağlar vücuttan kolay kolay atılamaz ve zamanla damarlarda birikir. Bu da damarlardan kan akışını yavaşlatır. Ayrıca Omega6 dediğimiz zararlı bir yağ asidi içerirler. Bu da Omega3 dediğimiz yararlı yağ asidini öldürür.
Balık Omega3 açısından çok zengindir. Ama siz Balığı ayçiçek yağında kızartırsanız bu yağdaki Omega6 balıktaki tüm Omega3 ü ve daha tüm yararlı vitamin ve mineralleri öldürür.

Şimdilerde zeytinyağının yararları her yerde konuşuluyor. Zeytinyağının sıcak- soğuk tüm yemeklerde kullanılması ve hatta eve başka yağ girmemesi tüm beslenme uzmanlarınca tavsiye ediliyor.
Doğrudur. Belki gençler hatırlamaz ama büyüklerinize sorunuz. 1970'lerde ülkemizde Tereyağ ve Zeytinyağı kullanılırdı. O yıllarda da doktorlar çıkıp dediler ki sıcak yemeklerde ve kızartmalarda kesinlikle zeytinyağı kullanmayınız. Çünkü zeytinyağı çok kısa zamanda yanıyor ve kanserojene dönüşüyor. Bunun yerine kızartmalarda ayçiçek yağı kullanın.Böylece zeytinyağı sofralarımızda sadece salatalarda, kahvaltıda ve soguk yemeklerde kullanılır hale geldi.

Oysa şimdi doktorlar diyorlar ki kızatmalarda dahi zeytinyağı kullanın. Çünkü diğer yağlar zararlı.

2. Gıda takviyelerine karşı olduğunu belirten doktorlar ve beslenme uzmanları bile zaman zaman ya önceden ne dediklerini unutup veya zamanla fikirleri değişip gıda takviyelerinin yanında görüş belirtebiliyorlar.
Örneğin Osman Müftüoğlu bir TV programında C vitamininin yararlarından bahsediyor. Ancak şunu da ekliyor. C vitaminini doğal besinlerden almak isterseniz şuna dikkat edin. Örneğin portakal suyunu sıktınız. Bu portakal suyu çalışma masanızın yanında duruyor ve siz bir yudum alıp sonra çalışmaya devam ediyorsunuz. Sonra bir yudum daha alıyorsunuz. İşte bu hiçbir işe yaramaz. Neden derseniz sebebi şudur. Havayla temas eden yiyecek ve içeceklerdeki C vitamini 3 dakikadan sonra kaybolur. Yani siz portakal suyunu sıkıp 3 dakika içinde bitirdiyseniz sorun yok. Ama bir kenara koyup arada bir yudumluyorsanız 3 dakikadan sonra C vitamini çoktan ölmüş oluyor.
Sunucu soruyor: Peki hocam o zaman nasıl alacağız.
Müftüoğlu cevaplıyor: C vitamini tabletlerinde ve kadınların cilt için kullandıkları bakım ürünlerinde C vitaminini koruyan maddeler de var. Bu nedenle onların içindeki C vitamini korunuyor.

3. Amerikan Gıda ve İlaç idaresi (FDA) ya göre sağlıklı beslenmek için günde 8 defa sebze meyve tüketmek gerekiyor.

Bir kg biftekte sadece 1 gr Creatine vardır. Oysa bir sporcunun günlük ihtiyacı 5 gr Creatine dir. Buyrun o zaman her gün 5 kg et ve 8 porsiyon da sebze meyve yiyin.

TV ve gazetelerde sık sık görmüşsünüzdür. Günde bir tane elma yemek şuna iyi geliyor, günde bir kase çilek yemek buna iyi geliyor, günde şu kadar ceviz- fındık yemek buna iyi geliyor diye.
Bu haberler hiç bitmez. Günde en az bir kere yemeniz gereken o kadar çok şey vardır ki. Bir gün biri haber olur diğer gün bir başkası.
Sanırız günde yememiz gereken işte bu hergün mutlaka yenecek besinleri yiyebilmemiz için insan değil bir fil olmamız gerekiyor.

4. Uzmanlar kırmızı et zararlı deyip durdular değil mi? Yine aynı TV programındaki doktorlar şöyle diyorlar.
- Biz doktorların bunda çok suçu var. Kırmızı et zararlı dedik veya tam olarak ne demek istediğimizi anlatamadık. Şimdi millet kırmızı et yemiyor ve toplumda inanılmaz derecede demir eksikliği ve kas hastalıkları baş gösteriyor. Aslında kırmızı et zararlı değildir. Kırmızı etin içindeki yağ da zararlı değildir. Kırmızı etin çevresindeki yağ zararlıdır.
Kırmızı eti çok çok tüketebilirsiniz ama mesela kıyma tüketmeyin. Çünkü etin çevresindeki yağ da katılıyor. (Haydi buyrun. Güler misiniz ağlar mısınız.)

Yine kırmızı etle ilgili konuşma devam ediyor: Şimdi biz kırmızı et yararlı derken, merada, doğada kendi başına gezip dolaşıp otlayan doğal hayvanlardan bahsediyoruz. Oysa şimdi yediğimiz etlerin elde edilişi böyle değil. Hayvanı bağlıyorlar, önüne de bol hormonlu mısır sapı, buğday sapından elde edilen sunni yem koyuyorlar. Hayvan hiç hareket edemiyor ve sürekli yiyor. Böylece biz, şeker hastası olmuş, sinir hastası olmuş hayvanın etini yiyoruz.

Doktorumuz böyle diyor da peki biz tüketiciler ne yapacağız? Etini yediğimiz hayvan dışarda dolaşmış, oynamış bir hayvan mıymış yoksa evden dışarı çıkmayan biri miymiş, nerede beslenmiş nereden bileceğiz :))

5. Aynı doktorlar devam ediyor: Yumurta kolesterol içeriyor yemeyin dedik. Bunda da yanlış yaptık. Araştırmalar göstermiştir ki yumurtada anne sütünden daha az kolesterol vardır. Ayrıca kolesterol de sanıldığının aksine iyi birşeydir. Doğal hormonlarımızın üretiminde kolesterol olmadan olmaz. Kolesterol sadece kalp hastalarında ve damar sertliği olanlarda zararlıdır. Bunun haricinde kolesterolden de yumurtadan da korkmayınız. (Yine gülelim mi ağlayalım mı?)

6. Doktorlar diyorlar ki: Evet biz doğal beslenmeden yanayız. Ama şu anki yiyeceklerin doğal olduğunu kim söyleyebilir ki?

Tavuk eti diyoruz. Hangi tavuk eti? Civciv, hormonlu bir yumurtadan çıkıyor, hiç güneş yüzü görmeden onbinlercesi birarada, sunni olarak ampullerden bir aydınlatma ve sabit ısı altında, hormonlu yemleri yiyerek ve neredeyse hareket etmeyerek 25 gün içinde koca bir piliç haline geliyor. Bu kesiliyor ve biz de onu yiyoruz.
Uğur Dündar, reklam parası alıp tavuk çiftliklerini ziyaret ediyor. Gittim gördüm buradan hiçbir hastalık geçemez diyor. Çünkü tesis gerçekten çok hijyen. Herkes beyaz giysili, ayaklarda dezenfekte çizmeler ve ellerde eldivenler. Ağızlarda ameliyat bandajları. Gerçekten çok hijyen. Ama şu unutuluyor ki, tesisin tamamı sağlıksız, işleyişi sağlıksız, mantığı sağlıksız. Gün yüzü görmeden 30 gün içinde civcivin piliç olduğu bir canlı et fabrikası nasıl sağlıklı olabilir ki?

7. Prof.Dr. Gülgün Ersoy, Egzersiz ve Spor Yapanlar İçin Beslenme (Nobel Yayınları) adlı kitabında diyor ki:
Creatine, karaciğerde diğer amino asitlerden sentezlenebilmektedir. Vücutta sentezlendiği için dışardan alınmasına gerek yoktur. Etkinlik gösterdiğine dair yeterli bilimsel çalışma bulunmamaktadır.

Buna karşılık Supplement Bible adlı kitabında DR.Earl Mindell de diyor ki: Creatine, et- balık gibi gıdalarda bulunmaktadır. Ancak 1 kg da 1 gr gibi düşük bir seviyededir. Bir sporcunun günlük 5 gr olan ihtiyacını karşılamaz. Bu nedenle supplementler yoluyla yani gıda takviyesi olarak alınmalıdır.

Prof. Gülgün Ersoy, Cretine'in yararları konusunda bilimsel çalışma yok demişti ya. Earl Mindell de kitabında şöyle diyor;
Bir tanesi yakın zamanda Interntional Journal of Sports Nutrition adlı dergide yayınlanmış olan çeşitli çalışmalar, kreatin tamamlayıcısı alan ve düzenli egzersiz yapan kişilerin, bu tamamlayıcıyı almadan egzersiz yapan kşilere göre daha çok yağ yaktığını; daha iyi ve dirençli bir kas yapısına sahip olduğunu göstermiştir.
Teksas Woman's University, Teksas University Southwestern Medical Center ve Cooper Clinic tarafından ortaklaşa yapılan diğer bir çalışma, kreatinin ağırlık çalışan erkeklerin performansını artırarak daha ağır kaldırabilmelerini ve bunu daha sık yapabilmelerini sağladığını bulmuştur. Ayrıca bu çalışmalar, kreatinin kanda bulunan yağ benzeri maddeler olan yüksek toplam kolesterol ve trigliserit seviyelerini düşürebildiğini göstermiştir.

Kreatin Avrupada, yaşlanma sürecinin bir parçası olarak ortaya çıkan bir kas erimesi hastalığı olan Sarkopenia tedavisinde kullanılabilme olasılığı açısından araştırılıyor.

Türkiye'de de doktorlar kas erimesi olan hastalara Creatine öneriyorlar.

Sarkopenia, 30 lu yaşlardan başlar ve her on yılda ortalama bir ile iki kg kas kaybına neden olabilen çok ciddi bir hastalıktır. Bu hastalık yaşlılıkta daha da hızını artırarak devam ediyor ve özellikle yaşlılardaki bu kadar yüksek kas kaybı çok harap edici oluyor.

Kreatin hakkında yapılmış bu bilimsel çalışmaları es geçip, sarkopenia tedavisindeki olası çözümler için konunun üzerine gitmek yerine, kreatini normal besinden alabilirsiniz dışarıdan almanıza gerek yok deyip geçmek ne derece doğrudur taktiri sizlere bırakıyoruz. Prof.Dr. Gülgün Ersoy kitabında supplement üretici ve satıcılarını şaklaban olarak nitelemiş. Sanırız bilimsel araştırmalar yapmak yerine, masa başında oturup ahkam kesmek te akademik şaklabanlık oluyor.

Bunlara onlarca örnek daha katabiliriz. Uzayıp giden bu trajikomik durumda biz tüketiciler şaşırmış durumdayız. Her kafadan ayrı bir ses ve aykırı fikirler çıkıyor.

Bizim sportmeniz.biz sitesi olarak, her görüşü dinleyip, okuyup inceledikten sonra vardığımız sonuç şudur.

Gerçekten doğal yolla beslenmek ve vücudumuzun sağlıklı bir yaşam için ihtiyacı olan herşeyi doğal gıdalardan alabilmek çok güzel olurdu.
Ancak günümüz koşullarında doğal gıdaların da ne kadar doğal oldukları yukarıda örneklerini verdiğimiz 30 günde gün yüzü görmeden büyütülüp kesilip softamıza gelen tavuk ve şeker hastası ineklerden elde edilen etlerde oldugu gibi tartışmalıdır.
Yediğimiz ekmeği bile, en sağlıklı kısımlarını atıp buğdayı kepeğinden arındırıp rafine edilmiş undan yapıyoruz. Sağlıklı mı? Değil.

Bu durumda gıda takviyeleri kullanımı gereklidir. Karnımızın doyması ayrı şey, beslenme ayrı şeydir. Bugün yediğimiz gıdalar belki karnımızı doyuruyor ancak bizi beslemekten çok uzaklar. Beslenme, vücudun ihtiyacı olan vitamin, mineral, yağ, protein, karbonhidrat ve suyu dengeli ve yeterli bir şekilde almak demektir. Yediğimiz gıdalar ise besleyicilikten çok uzak.
Öyleyse spor yapsak ta yapmasak ta bazı gıda takviyelerini kullanmak bir zorunluluk oluyor. Hele ki ağırlık antrenmanı gibi oldukça fazla besin gerektiren bir sporu yapıyorsak.

Doğal yolla üretilmiş besinlere geçsek dahi, ihtiyacımız olan besinleri almamız oldukça zor. FDA'nın dediği gibi günde 8 porsiyon taze sebze veya meyve, günde bir kg et, bol bol doğal makarna ve pirinç yiyebiliyorsanız o zaman belki de gıda takviyelerine gerek kalmazdı. Tabi ki bu kadar çok besini nasıl eritirdiniz o da ayrı bir konu.

Tamamlayıcılar konusunda uzun yıllar araştırmalar yapmış ve bu konuda best- seller olmuş Supplement Bible kitabında Dr.Earl Mindel şöyle diyor. (Tamamlayıcıların Kutsal Kitabı - Prestij Yayınları. Kitap www.gununfirsati.com sitemizden alınabilir.)

Sağlığımı en iyi şekilde korumak ve gerekli olan tüm mikro besinleri aldığımdan emin olmak için tamamlyıcı kullanıyorum ve başkaların da aynısını yapmalarını tavsiye ederim.

Supplementlerle ilgili en çok kullanılan 100 tanesini kitabında ayrıntılı olarak inceleyen Earl Mindel'in bu kitabında oldukça fazla bilgi bulabilirsiniz.

Supplementlerin hangisi ne işe yarar, kimler kulanmalı, ne zaman ve ne kadar kullanılmalı sorularının cevabı olmak üzere ayrıntılı bir yazımızı yine sitemizde bulacaksınız.

Geri Ok Geri Dön


YORUM YAZ


E-postanız Yayınlanmayacaktır.

Karakter Kaldı

BU KONU HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

Cemal Soydemir
Zeytinyağlı yiyemem aman basma fistanda giyemem aman Türküsünü yapabilecek kadar yediğimize içtiğimize karıştılar Bizim vucudumuz bir makine olmadığından münkün mertebe doğal beslenmeliyiz Ama sporcular kar/zarar düşünerek kararlarını vermeli

özge
Gıda takviyelerinin yaralı olduğunu savunan bilimsel araştırmalar kadar etkili olmadığını hatta zararlarını ortaya koyan araştırmalarda mevcut.Bu konu kesinlik kazanmadığı sürece bir bilim insanının bunları önermesi beklenemez.

mahmut bayram
doğal beslenme kalmadı bence,sizin doğal dediğiniz sebze ve meyvelerin sadece ağacı doğal. toprağına koydukları kimyasal gübrelere ne demeli. kurtlu olan meyvelerin doğal olduğunu duymuştum. güler misin ağlar mısın..?